Kendi örf  ve adetlerimizden ne kadar uzaklaştığımızın, gün ve gün kendi milletimize özgü özelliklerimizi yitirdiğimizin acaba farkında mıyız?

*Türk tarihimize bakar isek; kadına en çok saygı duyan, değer veren bir millet olduğumuzu görür iken günümüzde şiddete uğrayan,cinayete kurban giden, taciz ve tecavüze uğrayan kadınlarımızın rakamsal boyutu dehşet verici derecelere ulaşmış durumdadır.

*Dünya tarihine damgasını vurup geçen Tomris Katun, İlbilge Katun gibi niceleri ülke yönetiminde yerlerini almışlardı. Rus işgaline karşı, harb esnasında bebeğini bırakıp”evladım anasız yaşayabilir ama vatansız yaşayamaz” diyerek Erzurum’daki halk direnişinin simgesi olan Nene Hatun’umuzu da bilmeyen yoktur herhalde. Şanlı tarihimizin yazılması için,hiç bir ülkenin esareti altına girmememiz için daha nice Nene Hatunlar mübarek kanlarıyla vatanımızın toprağını sulamışlardır. (Ruhları şad olsun) Günümüzde ise; polis veya asker olarak görev yapan kadınlarımızın sayılarının azlığı damarımız da akan kanımızın tabiatına, savaşcı – mücadeleci ruhumuza ters değil midir?

Eğitimini tamamlamış, iş hayatının içerisinde yerini almış, karar ve yönetim mercilerinde bulunan kadınlarımızın sayısı da malesef oldukça azdır.

*Tarihimizde, bize düşman olan devletlerin bile “Türkler sözlerinin eridir, yalan da söylemezler” diye övdüğü bir millet idik. Ya şimdi… Ne yazık ki, söz konusu kişisel menfaatler ve çıkarlar olunca; göz göre göre ak’a kara, kara’ya ak denir oldu. Biz kavramı yerini ben demeye, takdir etmek,örnek almak yerini kıskançlığa bırakıp gider iken iyi niyetlerin yerine art niyetler baş köşeye oturur olmadı mı?

Bir daha güvenememizin belki de sevememizin nedeni; can bildiklerimizin, uğrunda canımızı verecek kadar çok sevdiklerimizin, inanıp güvendiklerimizin yalanlarıyla, yaptıklarıyla bizde açtığı iflah olmayacak derin yaralar değil mi?

*Eskiden Türk doğayı sever ve korurdu. Akan suda, su kirlenir düşüncesi ile elini dahi yıkamaz idi. Şimdilerde ise, sırf gelir sağlamak adına ormanlarımız acımasızca yakılıyor. Şuursuzca, verimli tarlalarımızın üzerine koca koca betonlar dikiliveriyor. Denizlerimiz fabrika atıkları ile çöplerle kirletiliyor.

*Türk emanete hıyanet etmez idi ve onu canı pahasına korurdu. Şimdilerde bırakın kadınları, kundaktaki bebeklerimiz, erkek çocuklarımız, hayvanlar bile tecavüz neticesinde hayata gözlerini yumar oldu.

* Tarihteki düşmanlarımız bile “Türkler savaş esnasında acımasızdırlar, çok iyi savaşır ve mücadele ederler ama barış dönemlerinde yardımseverdir, iyi kalplilerdir, merhametlidirler” diye Türk milletini anlatmışlardır. Ya şimdi… Anneler-babalar yavrularının ihtiyaçlarını karşılayamadığı için intihar ediyorlar. Eskiden “açlıktan kimse ölmez” denirdi ya şimdi ölüyor. Eskiden paylaşmanın bir tadı, huzuru vardı şimdilerde ise kul hakkını afiyetle mideye indirenler var.

*Süsü, şatafatı sevmeyen mütevazi atalarımız var idi. Şimdilerde ise sohbet etmek için oturduğumuz masalarımızı kimler ile paylaşır olduk? Sohbetten bihaber, ben-benim demeye doyamayan, kendini yüceltmek pahasına yanındakileri aşağılamaya çalışmayı  marifet sanan insanlarla. (Maalesef bu tür insanların sayısı hiçte az değil…)

*Türkler zayıf ve acizleri korur idi. Günümüzde ise zayıflara, korunmaya muhtaçlara, çaresizlere adeta bir av gözüyle bakılıyor. Bırakın güçsüz olmayı; yeri geldiğinde, yaramızın yerini bilen, canım dediklerimiz yaramızın üstüne yara açmıyor mu?

ÖZÜNÜ KAYBEDEN MİLLETLER YOK OLMAYA MAHKUMDUR. ÇOK GEÇ OLMADAN, BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİMİZE TEKRAR DÖNÜLMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM.

Sevgi ve Saygılarımı sunar

Esenlikler dilerim.

Bilge ARSLAN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.