MİTHAT YURDAKUL / ANKARA

Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu nükleer santralinde görev yapmak için Rusya’da eğitim gören mühendisler, santralde çalışmaya başladı.Rusya’da eğitim gören 50 Türk mühendisten, mezun olan 35’i santralde çalışmaya başlarken, bu yıl mezun olan 43’ünün daha santralde görevlendirilmesi bekleniyor.

Rusya’da Ulusal Nükleer Araştırmalar Üniversitesi’nde nükleer enerji mühendisliği eğitimi alan Meltem Pınar, Akkuyu NGS’de çevre koruma biriminde görev alıyor, sismik, hidrolojik, jeolojik izlemeleri gerçekleştiriyor. Aynı üniversitede lisans ve yüksek lisans eğitimi alan Abdullah Safa Duman ise santralin nükleer güvenlik biriminde fiziksel hesaplamalar baş uzmanı. Meltem Pınar ile Abdullah Safa Duman, Rusya’da aldıkları eğitim ve Türkiye’de nükleer enerjinin geleceği hakkında soruları yanıtladı.

– Rusya’da okumak nasıldı?

Abdullah Safa Duman: Türkiye’nin farklı üniversitelerinde mühendislik fakültelerinde öğrenciydik. Yaklaşık 9 bin kişi başvurdu sınava. Yazılı ve sözlü mülakatlar sonunda 50 kişi seçildi. İlk sene sadece Rusça eğitimi aldık. 1 yıl hazırlığın peşine 6.5 yıl eğitim aldık. Son 1.5 senede de kendi alanlarımıza yöneldik. O alanlarda tez hazırladık. Birçoğumuz makale yazdı, ulusal dergilerde yayınlandı. Eğitim süreci zorluydu. Eğitim dili tamamen Rusça’ydı. Türkiye’deki nükleer mühendislik eğitimiyle arasındaki en büyük fark aslında teoriden ziyade pratiğe yönelik eğitim olması.

Meltem Pınar: Hacettepe Üniversitesi’nde nükleer enerji mühendisliği okuyordum. Akkuyu projesinde çok yer almak istedim. Farklı bir ülkede, farklı bir kültürde yaşamamız gerekiyordu. Bir süre sonra alıştık, hatta sevdik. Şu an Rusya’nın kışını özlüyorum diyebilirim.

‘Çok şey öğrendik’

– Sizin gibi eğitim alanlar Türkiye’de yapılacak 2. santral için fayda sağlar mı?

M.P.: Fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bizim santralimizle birlikte birçok sistem yerine oturuyor. Santral işletmeye alındığında, Türkiye’de bir nükleer sektör doğmuş olacak. Bu deneyimle 2. ve 3. projeleri daha kolay tamamlayarak, hatta üzerine ilave eklemeler ve geçişler yaparak daha iyi noktalara varacağımızı düşünüyorum.

A.S.D: Nükleer teknolojiyi ülkemize getirmek için gittik. Rus personelin hepsi, alanlarının en iyileri. Onlardan çok şey öğrendik, öğrenmeye devam ediyoruz. Zamanla A’dan Z’ye santrali inşa edecek düzeye geleceğiz.

‘Son teknolojiye sahip’

– Nükleer enerjinin zararlı olduğuna, çevreyi kirlettiğine dair algılar var. Onları nasıl cevaplayacaksınız?

M.P: Güneş ve rüzgardan belli zamanlarda kazanım sağlayabiliyorsunuz. 7/24 enerji tüketiyoruz. Biz bu sürekliliği nükleer santrallerde sağlayabiliyoruz. İnsan bilmediğinden korkar diye düşünüyorum. Ülkemizde yapacağımız santral son teknolojiye sahip.

A.S.D: Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun verdiği bilgiye göre son 50 yılda, nükleer santraller var olduğu, kullanıldığı, işletildiği için elektrik enerji alanında tam 55 gigaton karbondioksit salınımı önlendi. Ülkemizde çok yeni bir teknoloji olduğu için önyargılar var. Nükleer santralin nasıl işlediğini, nasıl çevre dostu bir enerji olduğunu maalesef ki bilmiyoruz daha. Nükleer santrallerin maliyetinin yüzde 40’ı tamamen güvenlik sistemlerine aktarılıyor. Ülkemizde kurulacak nükleer santral, şu anda dünyada en güvenli nükleer santral tipi.

‘Başın ağrıyorsa işe gelmemelisin’

– Koronavirüs döneminde fiilen çalışıyor musunuz?

A.S.D: Her gün geliyoruz. Çok sıkı önlemler alındı. Açık veya kapalı her alanda maske takıyoruz. Her gün bütün personel doktor kontrolünden geçiyor. Bütün ofislerde, yemekhanelerde, otobüslerde önlemler alındı. Salgınla ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadık bugüne kadar.

M.P.: Tüm toplantılarımız video konferans üzerinden yapılıyor. Herhangi bir şüphe. tek bir belirti ‘bugün başım ağrıyor’ dediğinde bile o gün işe gelmemen gerekiyor.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.