Fed, Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) haziran ayı toplantısının ardından beklentilere paralel olarak politika faizini değiştirmeyerek oy birliği ile yüzde 0-0,25 aralığında sabit bırakırken, enflasyon beklentisini artırdı.

Fed’den yapılan açıklamada, bankanın 2021 yılına ilişkin mart ayındaki enflasyon beklentisini bir puan artırarak yüzde 3,4’e yükselttiği belirtilerek enflasyonda yukarı yönlü baskıların “geçici” olduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, ABD’nin bu yıla ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) beklentisi de yüzde 6,5’ten yüzde 7 seviyesine yükseltilirken, işsizlik öngörüsü ise yüzde 4,5 seviyesinde sabit bırakıldı.

Faiz artışında ilk adımlar 2023’te gelebilir

FOMC tutanaklarında, olası faiz artırım adımlarının 2023’te başlayabileceğine işaret edildi.

Komite daha önce mart ayında 2024 yılına kadar herhangi bir faiz artışının beklenmediğini belirtmişti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı açıklamada, “Salgın, ABD ve dünya çapında muazzam insani ve ekonomik zorluklara neden oldu.” ifadesine yer verildi.

Salgın süresince hızlanan aşılamanın ekonomik aktivitenin ve istihdamın güçlenmesini sağladığı belirtilen açıklamada, salgında ağır darbe alan bazı sektörlerin halen zayıf olmasına rağmen toparlanma işaretleri gösterdiği kaydedildi.

Fed, politikaların odak noktasının salgından ziyade daha çok tamamen açık bir ekonomiye ağırlığını kaydırması için “dikkate değer ilerlemenin” bekleneceği sözünü yineledi.

Powell: Ekonomik göstergeler güçlenmeye devam ediyor

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, yeni tip koronvirüs (Kovid-19) salgınında aşılamaların devam etmesi, mali teşviklerin etkisiyle ekonomik aktiviteye ve istidama ilişkin göstergelerin güçlenmeye devam ettiğini belirtti.

Powell, bankanın politika faiz kararının açıklanmasının ardından yaptığı basın toplantısında, bankanın, fiyat istikrarı ve azami istihdamın sağlanmasını içeren parasal politika hedeflerine ulaşılması konusunda kararlı olduğunu söyledi.

Fed Başkanı Powell, bankanın, politika faizini ve varlık alımlarını sabit tutarak, ekonomik toparlanma tamamlanıncaya kadar ekonomiyi güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğini gösterdiğini kaydetti.

Aşılamaların ve mali teşviklerin de ekonomiye destek verdiğini belirten Powell, “Ekonomik aktiviteye ve istihdama ilişkin göstergeler güçlenmeye devam ediyor.” dedi.

Powell, bu yıl onlarca yıldır görülmeyen güçlü bir ekonomik büyümenin beklendiğinin altını çizerek, hane halkı harcamalarının ekonominin açılması, verilen teşvikler ve mali şartların da etkisiyle arttığını dile getirdi.

ABD’de son dönemde enflasyonun önemli şekilde arttığını vurgulayan Powell, “Projeksiyonlarımızın gösterdiğinin aksine enflasyonun inatçı olabileceği olasılığıyla beklentilerimizi yükselttik.” ifadesini kullandı.

“Duyurmadan önce bildirimde bulunacağız”

Powell, gelecek dönemde geçici etkilerin azalmasıyla enflasyonda düşüşün beklendiğini, ABD’de enflasyonun bu yıl yüzde 3,4, 2022’de yüzde 2,1 ve 2023’te yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü söyledi.

Bankanın varlık alım programını da değerlendiren Powell, “Önümüzdeki toplantılarda komite, ekonominin hedeflerimize yönelik ilerlemesini değerlendirmeye devam edecek. Daha önce de söylediğimiz gibi varlık alımlarımızda herhangi bir değişiklik yapma kararını duyurmadan önce bildirimde bulunacağız.” diye konuştu.

Powell, gelecekte olası bir faiz artışı adımının ekonominin güçlü olduğu anlamına geleceğini belirterek, faiz artışından sonra parasal koşulların gevşek kalmaya devam edeceğini kaydetti.

Fed’in faiz kararı sonrası Prof. Dr. Sefer Şener, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

FED FAİZİ DEĞİŞTİRMEDİ, GÜÇLÜ MESAJLARLA PİYASAYI YÖNLENDİRDİ

ABD Merkez Bankası (Fed), Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) haziran ayı toplantısının ardından beklentilere paralel olarak federal fonlama faizini değiştirmeyerek oy birliği ile yüzde 0-0.25 aralığında sabit bıraktı. Piyasaların beklentisi doğrultusunda gerçekleşen faiz kararı sonrası asıl etkiyi Fed Başkanı Jerome Powell’ın mesajları oluşturdu. Powell ekonomi için risklerin hala sürdüğüne işaret etmesine karşın, ekonomiye ilişkin beklentileri yukarı yönlü revize ettiklerini söyledi. Powell açıklamalarında hala tedarik risklerinin devam ettiğini bunun ise enflasyonu yukarı yönlü baskıladığını belirtti. Öte yandan değişen varyantlar nedeniyle azalsa da pandeminin hala ekonomi için ciddi riskler teşkil ettiği belirtildi. İyileşme için tüm enstrümanların Fed tarafından kullanılacağı mesajı piyasalar açısından önemli bir göstergedir. Piyasaların gelecekle ilgili olumlu beklentilerini artıracaktır.

Fed’in istihdam ve enflasyonda önemli ilerleme kaydedilene kadar aylık 120 milyar dolarlık varlık alımlarına devam etme sözü vermesi ise Amerikan on yıllık tahvil faizlerinin %4,55’lik artışla 1,560 seviyelerini görmesini sağladı. Tahvil faizlerindeki bu artış doğal olarak dolar kurunun TL karşısında 8,60-8,70 seviyelerini görmesini de beraberinde getirdi. Tahvil faizlerindeki yükselme gelişen ülke para birimlerinin tamamını uzun vadede negatif etkileyecek bir unsurdur. Fed’in hazine tahvili varlıkları alımını fiyat istikrarı ve tam istihdam hedeflerine ulaşana kadar artırmaya devam edeceği de açıktır. Tahvil alımlarında bir değişiklik olacağı zaman öncesinde bunun sinyalini vereceğini belirtmesi kısa vadede tahvil alımlarında herhangi bir azalma olmayacağının göstergesidir. Nitekim bu açıklamalar sonrası dolar endeksinin 90,5 seviyelerinden %0,8’lik artışla 91,2 seviyelerine yükselmesi Amerikan ekonomisinin geleceğine dönük önemli bir göstergedir.

Öte yandan Fed, manşet enflasyon beklentisini artırarak yüzde 3,4’e yükseltti. Ancak bu artışın geçici olduğu vurgusu da yapıldı. Fed bu açıklamalarıyla anlaşılan bir süre daha enflasyondaki artışı kabullenecek gözüküyor. Fed ABD deki enflasyon artışının geçici olduğunu söylese de verilerin durumun tersini gösterdiği açıktır. Ancak uzun vadede %2’lik enflasyon hedefinin de hala geçerli olduğu açıktır.

Fed’in 2021 yılı büyüme ve enflasyon beklentilerini yükseltmesi hem de 2023 yılı sonuna kadar öngörülmeyen faiz artışı beklentisini 2023 yılı içerisinde iki defa faiz artırılabileceği beklentisine çevirmiş olması, Amerikan ekonomisi açısından olumlu ve yukarı yönlü ancak gelişmekte olan ekonomiler açısından negatif algılanabilecek bir durumdur. Nitekim hem Amerikan tahvil faizleri hem de dolar endeksindeki yükseliş bunun göstergesidir. Ayrıca altının ons fiyatının bu mesajları takiben 1860 dolar seviyelerinden % 1,58 oranında sert bir düşüşle 1829 dolar seviyelerine düşüşü de, Amerikan ekonomisine dönük risk algısının değişimiyle alakalıdır. Bu durum altında oluşan 1840 direnç noktasının da kırılmasına yol açmıştır. Yarın TCMB vereceği faiz kararı daha da önemli hale gelmiştir.

Fed Başkanı Powell: Ekonomik göstergeler güçlenmeye devam ediyor

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.