ÖNDER YILMAZ Ankara-TBMM, “dijital çağda kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkı” konusunda kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Unutulma hakkının, Türk hukukunda henüz açıkça ve ismen düzenlenmediği belirtilen çalışmada, kişisel verilerin korunması ve internet hukukunun özel hükümleri üzerinden yorum ve kıyas yoluyla bu hakkın kapsamının belirlendiği kaydedildi.

Kişisel verilerin korunmasının 2 bin 500 yıl öncesine kadar gittiği bilgisinin verildiği raporda, belli mesleklere haiz kişilere yüklenen “sır saklama” yükümlülüğünün, kişisel verilerin korunması kavramının ilk görünümü olduğu belirtildi. BM, Avrupa Konseyi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşların düzenlemelerinin incelendiği raporda, Türk hukukunda 2010’daki anayasa değişikliği ile kişisel verilerin korunması hakkına ilişkin ilk kez bir düzenleme yapıldığı, 2016’da yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile de detayların düzenlendiği kaydedildi.

İSMEN DÜZENLENMEDİ

Tanımının dahi tartışma konusu olduğu “unutulma hakkı”, raporda, “hukuka uygun şekilde olsa dahi, kişinin kendisi ya da üçüncü bir kişi tarafından paylaşılan, uzun süredir kullanılmadığından hukuksal fayda taşımayan veya artık ilgisiz olarak kabul edilen kişisel verilerin istek üzerine veya otomatik olarak dijital ortamdan silinmesidir” ifadeleriyle anlatıldı. Unutulma hakkının açıkça ve ismen düzenlenerek koruma altına alınmasının, ilk kez AB Genel Veri Koruma Tüzüğü ile mevzuata girdiği belirtilen raporda, AB Adalet Divanı’nın, Google İspanya ve Mario Costeja Gonzales kararında bireylerin kişisel verilerini içeren arama sonuçlarından içeriğin çıkarılmasını, arama motorlarından ve devletten talep edebileceği kararı anımsatıldı. Bu kavramın hukuk sahnesine ilk çıkışının da bu kararla gerçekleştiği kaydedildi. Türkiye’de ise, “unutulma hakkının” henüz açıkça ve ismen düzenlenmediği, özel yaşamın gizliliğinin korunması hakkı ve kişilik haklarını içeren genel hükümler ile kişisel verilerin silinmesi, içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesini düzenleyen özel hükümlerin yorumu ve kıyaslanması yoluyla unutulma hakkının kapsamının belirlendiği ifade edildi.

ADİL DENGE

İfade ve basın özgürlüğü, toplumun bilgi alma ile kişilik hakkı, özel yaşama saygı ve unutulma hakkı arasında “adil bir denge” sağlanarak her somut olayda mahkemelerce karar verileceği kaydedilen raporda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, “unutulma hakkına” ilişkin ilk kararına vurgu yapıldı. “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, AB Adalet Divanı’nın Google kararına atıf yaparak, önüne gelen davada unutulma hakkı ile bilim ve sanat hürriyeti arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiğine dikkat çekmiştir. Karar gerekçesinin devamında unutulma hakkının tanımı yapılarak Türk iç hukukunda hakkın kavram olarak ilk kez yer alması sağlanmıştır” denildi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) de bu alandaki kararlarına işaret edilen raporda, “AYM, başta anayasa olmak üzere normatif düzenlemeleri yorumlayarak unutulma hakkı kavramını tanımlamış, kavramın hukuk sistemi içerisindeki yerini ve kapsamını açıklamıştır” ifadeleri kullanıldı.

YAYGIN UYGULAMA

Raporun sonuç bölümünde ise, “unutulma hakkının” ismini yeni kazanmış olmasına rağmen hukuk sisteminde önemli etki yarattığı ve vatandaşların bu hakkı kullanma talebinin yaygınlaşacağı tespiti yapıldı. “Teknolojik gelişmelerle unutulma hakkının mevzuatlarda detaylı olarak düzenleneceği ve toplumsal yaşamda daha geniş ölçüde uygulama alanı bulacağı öngörülmektedir” denildi.



['Unutulma hakkına rağbet artacak'

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.