Birleşmiş Milletler’in (BM) 75. Genel Kurul toplantılarında, özellikle ABD ve Çin arasında yaşanan atışma dikkat çekerken, iki ülke liderlerinin konuşmaları, uzun zamandır gündemde olan yeni bir “soğuk savaş” söylemini yeniden gündeme getirdi. İki büyük güç olan ABD ve Çin’in çekişmesi uzun zamandır sürüyor. Ancak ABD’de Donald Trump’ın başkanlığa gelmesi ve Çin’in Batı dünyasını endişelendiren konulardaki sert tutumunu sürdürmesiyle iki ülke arasındaki ilişki gitgide daha engebeli bir hal aldı.

BM Genel Kurulu’nda yayınlanan, ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından yapılan konuşmalar, bu durumu bir kez daha gözler önüne serdi. Nitekim Genel Kurul açılışında konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, ABD ile Çin arasında bir “Soğuk Savaş” yaşanması tehlikesine karşı uyarıda bulundu. Guterres, “Çok tehlikeli bir yöne gidiyoruz. En büyük iki ekonomik gücün dünyayı ikiye böldüğü bir gelecek düşünemeyiz” diye konuştu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da dünyanın ABD ve Çin arasındaki rekabete bırakılamaması gerektiğini vurguladı.

Roller değişti

ABD ve Çin liderlerinin söylemlerinin de oldukça farklı olması dikkat çekiyor. ABD Başkanı Trump’ın “Önce ABD” diyen politikası, ülkenin birçok uluslararası anlaşmadan çekilmesinde kendini gösterirken, Çin ise beklenmedik biçimde BM’nin destekçisi olarak ortaya çıktı.

Şi, konuşmasında, ülkelerin tek taraflı eylemlerde bulunmak yerine birlikte uluslararası çözümler araması gerektiğine işaret etti. Trump ise diğer ülkelerin de ABD gibi kendi çıkarlarını öncelemesinin önemini dile getirdi. Şi’nin son dönemdeki söylemini sürdürerek, uluslararası özgür ticaret ve çok taraflılığın savunucusu olarak ortaya çıkması ve BM gibi kurumları desteklemesi; Trump’ın ABD’yi yalnızlaştıran siyasi adımlarıyla tam olarak zıtlaşıyor.

ABD’nin gitgide içine kapanık, Çin’in ise uluslararası dayanışmayı destekleyen bir güç olarak ortaya çıkması, beklenmedik bir durum yaratırken, yeni “soğuk savaş” endişelerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, 3 Kasım’da ABD’de gerçekleşecek seçimlerin, dünyanın ne yöne doğru gideceği konusunda önemli bir mihenk taşı olacağı görüşünde.

Gerginliğin son ayağı: Sincan

ABD ile Çin arasındaki çekişme devam ederken, iki ülke birbirlerine karşı yaptırımları da sürdürüyor. Son olarak ABD Temsilciler Meclisi, Sincan Uygur Özerk bölgesinden zorla çalıştırma yoluyla imal edilen ürünlerin ABD’ye ithalatının yasaklanmasını ve işçi kaçakçılığına karışan kişilere yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı kabul etti. Oylanmak üzere Senato’ya gönderilecek tasarının, buradan da geçmesi halinde imza için ABD Başkanı Donald Trump’ın masasına gitmesi bekleniyor.

Öte yandan Çin yönetimi ise iddiaları reddetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vang Vınbin, zorla çalıştırma meselesinin ABD ve bazı örgütlerce “uydurulmuş bir yalan” olduğunu savundu. Sincan’daki insan hakları durumuna “kötü niyetle iftira atıldığını” ileri süren Vang, bu iddiaları bölgedeki kalkınma ve ilerlemeyi engellemeye çalışma girişimleri olarak değerlendirdi. Vang, söz konusu adımın etnik grupları kışkırtma ve Çin’in iç işlerine karışma girişimleri olduğunu öne sürdü.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.